20 Ekim 2014 Pazartesi

NÂS SURESİNİN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ

Selam cigeroviçler,

Aslında konuyu bu gün sallamayı düşünüyordum, biliyorsunuz kurs işleri :) Bu gün itibariyle, Kur'anın harflerini, hani ilkokul bebeleri heceleyerek okur ya, aynen öyle okuyorum :) Nasıl bir alfabeyse neyse konumuza geçelim.

Şimdi cigertolar, genelde bizlere Felak ve Nas surelerini büyü bozan sure olarak tanıttılar.

-Efendim, sana büyü yapıldıysa, oku bir felak nas hemen geçer :)

Acaba gerçekten öyle mi?

Uzun bir süredir nas suresindeki şu üç ifade hep kafamı kurcalamıştır;

İnsanların Rabbine
İnsanların Melikine
İnsanların İlahına.....

Gelin önce nas suresini bir yazalım şuraya;

   NÂS SURESİ

1-De ki, sığınırım insanların Rabbine,
2-İnsanların Melikine
3-İnsanların İlahına
4-Sinsice vesveseler verenin şerrinden
5-Ki o, insanların göğüslerine vesvese verir
6-Cinlerden ve insanlardandır o


Şimdiiii, Allah bize ''şöyle de'' diyor, tamam diyelim, ne diyeceğiz?

''O vesvese veren vesvecinin şerrinden, insanların Rabbine, İnsanların Melikine, İnsanların İlahına sığınırım'' diyeceğiz. Bu ifadede bir gariplik var cigertolar. Hadi Allah'ın üç tane vasvının anılmasını bir kenara koyalım ki, ''vesvesecinin şerrinden Rabbime sığınırım veya Allah'a sığınırım'' da diyebilirdik. Neden İlah, melik ve Rab ifadeleri?

Hadi bunu da bir kenara koyalım, acaba şu nedir? Bir kafa yoralım bakalım.

Şimdi ben bir insanım ve dua ederken diyorum ki, vesvesecinin şerrinden İNSANLARIN ilahına sığınırım. Burda dur, ne yani her türün ayrı bir ilahı mı var? Mesela insanların ilahı farklı, hayvanların ilahı farklı, cinlerin ilahı ...... (HAŞA)

Allah, bir tek ilah'tır, ondan başka ilah yoktur.

''Öbür ilahlara değil de insanların ilahına sığınıyorum'' der gibi bir görünüm var. Neden ilahıma değil de İNSANLARIN İlahına diyoruz? Bu insan vurgusu nedir? Tabi örnek olarak sadece ilah kelimesini aldık, siz onun yanına rab ve melik kelimelerini de koyun.

İşte bu ifadeler, beni zaman zaman düşündürmekteydi ve geçenlerde ''melik'' ifadesi üzerinden mevzuya kafa yorunca kafamda bir ışık yandı diyebilirim. Evet, insanların Meliki....

Şimdi cigertolar, söyleyeceğim cümleye muhtemelen, ''Abbooooo sen ne diyon'' diyeceksiniz. Paniklemeden okumaya devam ediniz. Evet o cümleyi söylüyorum;

Şu an Allah, çok azı hariç insanların meliki değil ki.

No panik, okumaya devam. Melik nedir? Melik, yönetici, hükümdardır. Kanun koyar ahali uyar, melik, hükmeder, hükmedicidir. Kur'anı dikkatlice etüt ettiyseniz, Allah'ın kendisine boyun eğmemizi, kendi indirdiğiyle HÜKMETMEMİZİ istediğini görmüş olmanız lazım.

Allah dileseydi hepinizi doğru yola iletirdi.
 NAHL 9

Eğer yüz çevirip gitmeleri sana ağır geldiyse, haydi gücün yetiyorsa, yerin içinde bir delik yahut gökte bir merdiven ara da onlara bir mucize getir. Allah dileseydi onları doğru ve güzelde birleştirirdi. Artık cahillerden olma.
  EN'AM 35

Yukarıdaki ayetlerden gördüğünüz üzere, Allah dilese zorla yaptırır ama yaptırmıyor biz yapacağız. Ne yapacağız? Allah'a itaat edeceğiz, Allah'ı İLAH edineceğiz, Ona boyun eğeceğiz .........

Yoksa imtihanın özellikle de seçim yeteneği ve akla sahip olmanın ne gereği var ki? Aynı hayvanlar gibi olurduk zira onlar, Allah'a boyun eğ(diril)mişlerdir hatta tüm kainat böyle. Yani onlar fıtratlarına uygun yaşıyorlar. Allah, onlara fıtrata dön demiyor ama Rum suresi 30 da bize diyor. Biz melik konusuna geri dönelim. Ne diyorduk? Kanun koyar, hükmeder......

Peki, insanlar Allah'ı kendisine melik ediniyor mu? Hiç değilse inananlar bunu yapıyor mu? İnandığını söyleyenler mi deseydik?

Şimdi cigertolar, Allah kanun koyuyor mu?

Koyuyor.

Mesela ne diyor? Zina suçtur, zinaya yaklaşmayın.

Başka kanun koyan var mı? Var Avrupa birliği.. Ne diyor? Zina suç değildir, suç olmaktan çıkarın.

O zaman şunu soralım, bir toplum, Allah'ın ''zina suçtur'' hükmüne karşın, avrupa birliğinin ''zina suç değildir'' hükmüne uyarsa, o toplumun HÜKMÜNE UYDUĞU HÜKÜMDAR Allah mı olur, yoksa avrupa birliği mi?

Evet, o toplumun meliki kimdir, Allah mı yoksa AB'mi?

İNSANLARIN MELİKİ KİMDİ, kim olmalıdır? Kimi melik edinmişler?

Bakın cigeroviçler, bir süredir internette ibretlik görüntüler eşliğinde izliyoruz. Neyi izliyoruz? Birilerinin, Allah'tan başkasını ilahlar edindiğini.

Peki, yine soralım, o insanların ilahı, Allah mı yoksa tapındıkları medet umdukları şeyler midir?

O insanlar Allah'ı mı ilah edinmiş yoksa başkasını mı?

Adam diyor ki,

-Efendim, dara düştüm mü, filanca hazretlerini yardıma çağırırım...

Şimdi bu adamın (insanın) ilahı Allah mı yoksa o filanca hazretleri mi? Hangisini ilah edinmiş sizce?

Evet, gerçekte ilah, Allah'tır. Ama sorun şurda başlıyor, sen kimi ilah ediniyorsun, Allah'ı mı yoksa başka birisini mi?

Olası suallere önceden cevap verebilmek için, melik konusuna tekrar dönelim cigertolar.

Melik sıfatını insanlar için de kullanıyoruz. Filanca kişi bir topluma melik oluyor eğer bu, bayansa melike oluyor. Peki, insanların hem kendi içlerinden birisini melik ataması, hem de Allah'ı melik edinmesi nasıl olacak? Neler oluyor? İnsanların melikliği temsilidir cigerto. Gerçek melik, Allah olacak. Başımıza melik seçtiğimiz amca da dahil hepimiz, Allah'ı melik edineceğiz. Başımızda bir melik varken, Allah'ın melik olması demek, o melik'in Allah'ın hükmünü uygulamasıyla olur. Bir yerde Allah'ın hükmü uygulanıyorsa, o yerdekiler Allah'ı kendilerine melik edinmiş olurlar.

Diyelim ki, temsili melik Allah'ın hükmüyle değil de, kendi hevesiyle hükmetmeye kalktı.İşte o kişi, hüküm koymada, Allah'a ortak koşmuş olur. Peki, ahali buna rağmen boyun eğerse o temsili meliğe, o zaman Allah'ı melik edinmiş olurlar mı?

Hayır.

Bu durumda ne yapmaları gerekir?


Ey iman sahipleri! Allah'a itaat edin. Resule ve sizin içinizden olan/sizin seçtiğiniz hüküm ve yetki sahiplerine de itaat edin. Sonra bir şeyde tartışmaya girdiniz mi, eğer Allah'a ve âhiret gününe inanıyorsanız, onu Allah'a ve resule arz edin. Böyle yapmanız hem daha hayırlı hem de sonuç bakımından daha güzeldir.
  NİSA 59

Ne diyor orda? Hüküm ve yetki sahipleriyle anlaşmazlığa düştüğümüzde durumu ALLAH'a ve resulüne arz edeceğiz. Bakın, sakın anlaşmazlığa düşmeyin demiyor. Adam, Allah'a ters düşerse de mi itaat edeceğiz? Tabiki, tartışacağız, eleştireceğiz ve durumu Allah'a arz edeceğiz yani onun hükmüyle sonuca varacağız. Gerçek melik kimdi? Yaaa. Ama bunu yapabilmek için önce şunu yapabilmeliyiz;

Ey iman edenler! "Râina" demeyin, "unzurna" deyin/"bizi davar gibi güt" diye konuşmayın, "bize bak" diye konuşun ve dinleyin. Kâfîrler için korkunç bir azap vardır.
  BAKARA 104

Yani, kendinizi güttürmeyin diyor, konuşun kendinizi dinletin diyor değil mi? İtirazsız itaat edersek, GERÇEK melikimiz, Allah mı olur yoksa ulul emr mi? Maide 44'te ne diyor;

...............Allah'ın indirdiğiyle hükmetmeyenler, kafirlerin ta kendileridir.

Bu ayette yahudilerden bahsediyor ama yukarıdaki cümle, genel bir ifadedir yahudileri örnek veriyor bize.

İyi de, Allah'ın indirdiğiyle niye hükmedeceğiz?

E hükümdar, hüküm koyan, melik o da ondan.

Değil mi?

Benim anladığıma göre, insanlar, Allah'ı Rab, melik ve ilah edinmiyor, işte bu sebeple, surede ''insanların'' vurgusunu bir hatırlatma, bir dikkat çekme olsun diye yapıyor olabilir ki, çevremizde bir çoğunun, Allah'ı değil de evliyayı, ulemayı ilah edindiğini görüyoruz. O insanların EDİNDİĞİ ilah, Allah mı yoksa evliyaları mı?

Allah, kendisini sürekli anmamızı söylüyor. Ayet hatırımda değil ama yanılmıyorsam birinde sabah akşam kendisini zikretmemizi söylüyordu ama tarikatlere bakın, amcalar sabah akşam, evliyaullah dedikleri adamları zikrediyorlar. Yıllar önce izlediğim bir videoyu aradım bulamadım orda amcanın biri, Abdulkadir geylaniyi bir anıyor bir anıyor hem de kendinden geçmiş bir vaziyette, Allah'ı öyle anmazlar. O amcanın videosunu aceleyle bulamadım ama aynı amcanın başka videosunu paylaşalım bakalım;




Abdulkadir geylani buyuruyor ki!!?????

Abdulkadir geylani ilah mı lan? Niye bu adamlar Allah buyuruyor ki.... demezler hiç?

Bir de Allah'a kafa tutuyor (haşa)

İlah kim, Allah mı, yoksa Abdulkadir mi?

Evet cigertolar, Kimi ilah ediniyorsunuz? Kimi Rab ediniyorsunuz? ve Kimi Melik ediniyorsunuz?

Kimin hükmüyle hükmediyorsunuz? Allah'ın mı yoksa Abdulkadir veya filanca ulemanın hükmüyle mi?

İşte kulluğun kalbi, bu mevzuda yatıyor. Sen seçeceksin. Rabbini, ilahını, melikini... sen seçeceksin. Kimi ilah seçiyorsan, senin ilahın odur. Allah'tan başkasını ilah edinen, yanlış seçim yapmış, yolunu şaşmıştır. Bu arada Rab kelimesinin tam anlamını bilmediğim için burada irdelemedim ama boş bir zamanda araştıracağım. Doyuran, yediren anlamına geldiğini söyleyenler var.

Neyse biz nas suresine bakalım,


NÂS SURESİ

1-De ki, sığınırım insanların Rabbine,
2-İnsanların Melikine
3-İnsanların İlahına
4-Sinsice vesveseler verenin şerrinden
5-Ki o, insanların göğüslerine vesvese verir
6-Cinlerden ve insanlardandır o


Şimdi, cigertolar, dua iki türlüdür sadece dille söylenmez, beden diliyle de söyleyeceksin. Yani yapacaksın!  Bu sebeple, o vesvesecinin şerrinden kurtulmak istiyorsan o zaman, SADECE VE SADECE ALLAH'I İLAH, MELİK VE RAB EDİNECEKSİN.

Eğer Allah'tan başkasını ilah,melik ve rab edinirsen, o vesvesecinin kucağına düşersin

Andolsun, sana da senden öncekilere de şu vahyedilmiştir: Eğer şirke saparsan amelin kesinlikle boşa çıkar ve mutlaka hüsrana düşenlerden olursun.
  ZUMER 65

Allah'tan başkasını ilah, melik, rab edinmek şirktir. Zira İnsanların ilahı, meliki ve rabbi, sadece Allah'tır ve Allah kimseyi ne bu üç vasfına ve ne de başka vasıflarına asla ve asla ortak etmemiştir. Eğer sen başkalarını ortak sayarsan bütün amelin boşa gider ki, bu amel sadece ahiret ameli değildir dünya amelini de kapsar. Bunu Kehf suresi 32-43. ayetlerden anlayabiliriz. Allah, örnek olarak şu iki adamı ver diyor, hadi biz de örnek olsun diye yazalım;


Onlara örnek olarak şu iki adamı ver: Bunlardan birine, üzümlerden oluşan iki bağlık vermiş, bağların çevresini hurmalarla donatmış, aralarına da ekinler serpiştirmiştik.

İki bağ da yemişlerini vermiş o adamdan hiçbir şeyi eksik bırakmamıştı. İkisinin ortasından bir de nehir fışkırtmışız.

Adamın başka bir geliri de vardı. Bu yüzden, arkadaşlarıyla konuştuğu bir sırada ona şöyle demişti: "Ben, malca senden zengin, insan unsuru bakımından da güçlü ve onurluyum."

Ve böylece, öz benliğine zulüm ede ede bağlığına girdi. Şöyle konuştu: "Bunun sonsuza değin yok olacağını sanmıyorum."

"Kıyametin kopacağını da sanmıyorum. Ama eğer Rabbime döndürülüp götürülürsem, bundan daha iyisini bulacağımdan eminim."

Kendisiyle konuşan arkadaşı ona dedi ki: "Sen, seni topraktan, sonra meniden yaratıp sonra da bir adam olarak biçimlendiren kudrete nankörlük mü ettin?"

"Lâkin, o Allah benim Rabbimdir. Ve ben, Rabbime hiç kimseyi ortak koşmam."

"Bağına girdiğinde, 'Mâşallah, kuvvet yalhız Allah'tandır!' desen olmaz mıydı? Gerçi sen beni, malca ve evlatça senden basit görüyorsun ama,

Olabilir ki, Rabbim bana senin bağından daha değerlisini verir; seninkinin üzerine de gökten bir âfet gönderir de bağlığın yalçın bir toprak kesilir."

Yahut suyu dibe çekilir de bir daha onu isteyemezsin bile."

Derken bütün ürününe el kondu. Bağ sahibi, çardakları üzerine çökmüş bulunan bağ için harcadıklarına vahlanarak avuçlarını ovuşturuyor ve şöyle diyordu: "Ne olurdu, Rabbime hiç kimseyi ortak koşmasaydım!"

Allah dışında kendisine yardım edecek bir topluluğu da çıkmadı. Kendi kendini de kurtaramadı.
  KEHF 32-43


Bakın, o bahçe, o amcanın dünyalık amelidir ve Allah'a ortak koşunca elinden çekip aldı Allah o bahçeyi.

Ve yine bakın, sahip olduğumuz ve diğer insanların sahip oldukları ülkeler, sanayiler de dünyalık amellerdir/ kazanımlardır. Ellerimizin altından yavaş yavaş kayıyor değil mi? Nereye doğru kayıyor?

Vesvesecilerin kucağına doğru değil mi?

-Efendim küresel kıtlık olacak, gdo'ya hız vermeliyiz.

-Küresel ekonomi krize sürükleniyor...

Bu şeytanın ameli değil mi? Şeytan yoksullukla, açlıkla korkutuyor o vesveseci şeytan.


Şeytan sizi fakirlikle korkutur, sizi görünür görünmez çirkinliklere sürükler. Allah ise size kendisinden bir bağışlanma ve lütuf vaat eder. Allah, Vâsi'dir, Alîm'dir.
  BAKARA 268

Nasıl korkutuyor vesveseyle, daha bir sürü vesvesesi var bu soytarıların. Kim bu vesveseci? Big brothers'lar. İnsanlığı her türlü çirkinliğe sürüklemiyorlar mı?

Şunu sormak lazım, bu nas suresinin büyü bozmayla bir alakası var mı cigeroviçler?

Tabi bunu yine de Kur'ana doğrulatmakta fayda var. Ancak biraz düşününce ortaya çıkan tablo budur ki, çevremizde şahit olduğumuz olaylar bunu doğrular niteliktedir. Hadi şuraya Yusuf'un zindan arkadaşlarına söylediklerinden bir bölümünü yazalım;

"Ey benim zından arkadaşlarım! Parçalara bölünüp fırkalaşmış rabler mi daha hayırlıdır, Vâhid ve Kahhâr olan Allah mı?"

"O'nun yanında nelere kulluk ediyorsunuz? Sadece bir takım isimlere ki, adlarını siz ve atalarınız koymuştur. Onlar hakkında Allah, hiçbir kanıt indirmemiştir. Hüküm yalnız Allah'ındır. O, yalnız ve yalnız kendisine kulluk etmenizi emretti. Eskimez ve pörsümez din işte budur. Ama insanların çokları bilmiyorlar."
   YUSUF 39-40

Evet hüküm yalnız Allah'ındır ve O yalnızca kendisine kulluk etmemizi emrediyor. Ya Allah'a kul olunacak ya da vesveseci şeytana.

Hangisini tercih ediyorsunuz?

Allah'ı mı?

O halde sadece onu ilah, melik ve rab edinin.

Neyse cigeroviçler, yazıyı burda bitireyim, arapça çalışmaya devam. Saçımız döküldükten sonra dil öğrenmeye kalkıyoruz :)

Neyse başka konuda görüşürük :)

Sevgiler.



10 Ekim 2014 Cuma

VEEEE SONUNDA

Evet cigeroviçler,

Bu gün biraz stres altındayım o yüzden konuyu sallıyacağım :) Ama güzel bir olay da var, yarın kursa başlıyorum. Arapça kursuna. Artık hocalarla rahat rahat kavga edebilirim :) Böylelikle ileri yaşta dil öğrenmek kolay mı yoksa zor mu onu öğreneceğiz :)

Neyse, kafamda ilginç bir konu var, Allah kısmet ederse haftaya onu masaya yatıralım. Eğer bir boşluk bulursam daha erken de olur.

Haftaya görüşürük :)

Sevgiler.

4 Ekim 2014 Cumartesi

KURBAN BAYRAM MESAJI

Bayramınız mübarek olsun cigertolar.

Bu gün konu yerine bayramlaşmış olalım :) ama yinede ben konu pkumak isterim diyen olursa daha önce yazdığım Adem'in iki oğlu ve düşündürdükleri başlıklı konuyu okuyabilirsiniz. Kurban meselesiyle de alakalı bir yazıdır;

http://gercekelektronik.blogspot.com.tr/2014/07/ademin-iki-oglu-ve-dusundurdukleri.html

Neyse yeni konuda görüşmek üzere

Sevgiler.


28 Eylül 2014 Pazar

BİRAZ TEBESSÜM, BİRAZ KAFA DAĞITMACA :)

Selam cigeroviçler,

Biraz tebessüm edelim istedim. İnternette bir yazı yazdığımızda, o yazının bir çok kişiye ulaşmasını isteriz. Bu sebeple de, yazıyı yazdığımız platformda ''etiketler'' diye bir seçenek vardır ki, oraya konuyla ilgili, alakalı, konuya yakın terimleri sıralarız ki, o terimleri arayanların önüne çıkan seçeneklerde bizim yazımız da görünsün.  Bu, sadece makaleler için değil haberler için de geçerlidir. Genelde etiketlere konuyla bağlantılı terimler yazılır ki, o tür konularla ilgisi olan, o tür konuları mutlaka araştıranlar gelsin seni bulsun :) Yoksa konuyla alakasız etiket anlamsız olurdu değil mi?

Mesela, takva konusunu içeren bir makale yazılmışsa onun altındaki etiketler kısmına  ''seksi kızlar, seksi kız videosu izle'' şeklinde bir etiket gerçekten anlamsız olurdu.

Peki, anlakasız konuları araştırırken senin sayfana düşen adam yok mu?

Olma mı? :)

Blogger'in istatistikler sayfası var, orada hangi konu kaç tık almış (kaç kere okunmuş) hangi konuyu aratırken siteye düşmüş :) bunlar bulunuyor. Tabi bunlar zamanla yenileniyor. Sınırlı sayıda sıralama yapıldığından çok aranan konu görünüyor az olan ise kayboluyor. Ben de bir süredir bunu ileride birazda tebessüm edelim şeklinde konu yaparım diye, ekran görüntülerini alıyordum. Bunlardan bir kısmı bilgisayara attığım formatlar sırasında silinmiş olmasına rağmen bazılarını kıyıda köşede buluverdim.

Şimdi onlara bir bakalım;

Ama önce bir durun, amacım insanları kınamak değildir ki, zaten kimlikleri belli değil. İstatistiklerde kişilerin kimliğine ilişkin bir bilgi yok. Ama olsaydı da olmasa da, o insanları kınayacak da değiliz, teşhir edecek de değiliz. Aşağılamak gibi bir niyetimiz de asla olamaz. Burada amacımız, olayın tebessüm ettirici yönünden dolayı burada gülmek, tebessüm etmektir. O konuları araştıran arkadaşlar kimlerse onlara selam olsun.


                                                   
                                                                         Resim 1


Resimler okunmuyorsa üzerine tıklayıp veya üzerine sağ tıklayıp, yeni sekmede aç derseniz büyük halini rahat okursunuz.

Resim 1'den görüldüğü üzere vatandaşın birisi internette ''pis götlü vekil'' ararken gercekelektronik bloguna gelmiş :) Ben pis götlü vekil konusunu işlemediğim için muhtemelen eli boş dönmüştür. Evet öyle bir konu işlemedim zira ben pis götlü vekil tanımıyorum, varsa tanıdığınız söyleyin :)

Temiz götlü vekil mi var da, pisini arıyorsun sevgili kardeşim :)

Neyse, aynı resimde her detayı kaçırmadan düşünen düşünceli bir vatandaşın da, bloguma teşrif ettiğini görüyoruz;

''Sıçarken ne düşünmeliyiz? '' :)

Neyse ki, bunları bir kişi merak etmiş çünkü görüntülenme sayısı 1

Not: sıçarken ne düşünülmesi gerektiğini bilen varsa bize de söylesin :) bu arada bu ekran görüntüsü 18-25 şubat 2013 yılı haftasına aittir. Yine aynı resimde, Harun Yahya'nın evini merak eden de benim bloga düşmüş :)

Napacan lan Harun Yahya'nın evini? Adres defteri mi sandın benim blogu?

Bu arada bu istatisklerde, insanların en çok hangi konuları araştırdığını tam detaylı olmasa da mümkün. Tabi bu alakasız konular sebebiyle gelenleri kastetmiyorum. Mesela o kaybettiğim resimler de en çok aranan ve okunan konuların Mehdi konusu olduğunu görüyoruz. Hatta en çok aranan kelimeler arasında eski mısır tanrısı ''Ra'' yı da görmek mümkün. Hatta iki farklı şekilde arama yapılmış biri ''RA'' diye diğeri de ''Amon Ra '' diye ve bayağı çok sayı vardı. Bu arada nah işaretini arayan da çoktu :) Peki o şekilde benim bloga nasıl düşmüş olabilirler diye soracak olursak, zannedersem google'ın fotoğraf sayfası olabilir. Oradan bir çok kez nah işareti yapan el fotosu paylaşmıştım :)


                                                                  Resim 2


Bu istatistiklere, gün, hafta, ay ve tümü kategorisinde bakabiliyoruz. Yukarıdaki resim 2 de hafta kategorisinde nah işareti 1 görüntülenme almış daha doğrusu o hafta bir kez görüntülenmiş ama tümü seçeneğine tıklayıp baksaydım o ana kadarki görüntülenme (arama sonucu görüntülenme) sayısı fazla olacaktı.

İnternet aramalarında Kur'anı yırtan kız efsanesi de çok aranan konulardan birisidir.

Durun durun bomba geliyor :)


                                                                  Resim 3


Resim 3'de hangi tarihe ait olduğuna ilişkin yeri fotoğraflamamışız. Neyse işte bu istatistik verisine göre,  ''kaynımla,yasak,aşk,seks'' konusunu arayan vatandaş benim bloga uğramış :)

Ben böyle bir konu işledim mi lan? :)

Bak burda da nah konusunu araştıran varmış hem de nah yapan heykel.



                                                                   Resim 4


Bak resim 4'de Kur'anı yırtan kız 82 defa aranmış daha doğrusu, internete Kur'anı yırtan kız konusunu arayan pek çok vatandaştan 82 tanesi benim bloga düşmüş :) Gerçi konuların birinde bu Kur'anı yırtan kızdan bahsetmiştim dolayısıyle o 82 kişi doğru yere gelmiş.  Bu zaten istenen bir şeydi peki ya ötekiler? :)

Bak mesela Amon ra 29 kere görüntülenmiş ama burada Ra gözükmüyor bu hangi tarihe aitse. Ama en ilginç olanı cahiliye dönemindeki kadının görüntüsünü merak eden 15 kişi, ya da 15 kere merak eden bir kişi :) benim bloga ulaşmış :)

Laaan, yoksa cahiliye dönemin kadının görüntülerini paylaştım mı bu blogta? Yok canım, icloud'u ben hacklemediğim için elimde foto arşivi yok.

Bak resim 4'de nah araması :) 23 kere olmuş.

Peki son durum ne? Bu gün aldığım ekran görüntülerine bakalım;


                                                               Hafta görüntüsü


Arama anahtar kelimeler başlığı altındaki, istatistik sıralamasında yukarıdan üçüncü olanını her ne kadar anlamasam da ki, zannedersem rusça, ilk 8 maddedeki arama konuları normal, zaten onları bekliyorduk bu blogun konsepti aradıkları konularla ilgilidir. Ama son iki konu da ne öyle :)

Azgın kadın nasıl olur?

Evet, bunu merak edenin yolu bu bloga düşmüş :)

Valla ben de merak ediyorum hacı? :)

Son arama / araştırma kelimesi; Brezilya kızların sünnet.

Bu arada bu kadın sünneti de çok aranan konulardandır. Aslında kadın sünnetini de konuların birinde masaya yatırmıştık. Hımmm o yüzden son maddedeki araştırma abes konu sayılmaz. Gerçi hoş adamın arama niyetini bilmiyoruz :)



                                                        Ay görüntüsü

Tamam burdan bir şey çıkmadı :)


                                                      Tümü görüntüsü

Bak burdada bir şey yok. Aslında çok şey var da, görüntülenme sayısı az olan listenin altına düşüyor görünmüyor. Ama bu cahiliye dönemi kadın görüntüsünü ben de merak ettim doğrusu :) yazıyı yazdıktan sonra ben de araştırayım :) Bakalım kendi bloguma düşecek miyim? :)

İşte internet böyle bir şey, ne ararsın nereye düşersin.

İnternet kullanıcısı aradığını değil bulduğunu okurmuş :)

Bir düşünsenize, erotik şeyler arıyorsun din konusunun konuşulduğu siteye düşüyorsun ne alakaysa. Gerçi bunun tersi de mümkündür.

Alakasız konuları araştırırken buralara düşen arkadaşlar :) bize tebessüm ettirdiniz, Allah da sizi güldürsün. İnşallah aradığınızı bulursunuz ve inşallah doğruyu da bulursunuz. Eğer zaten doğru yoldaysanız zaten sorun yok. Yurdumun güzel insanlarına selam olsun.

Evet cigeroviçler, inşallah tebessüm edebilmişsinizdir. Bir dahaki konuda görüşmek üzere...

Sevgiler.

EDİT: Durun şunu da belirtelim, bu istatistiklerde sadece komik işler de olmuyor tabi mesela;




En çok hangi konu okunmuş onu görebiliyoruz.

Neyse tekrar görüşmek üzere

sevgiler.



7 Eylül 2014 Pazar

İSLAM DİNİ'NİN GERÇEK YÜZÜ - SONUÇ

Selam cigertolar,

Din camiasında çok garip şeyler oluyor. Şöyle düşünün, evin içerisi bok götürüyor, temizlemesi gereken, gübürleri halının altına süpürmüş tabi bu arada halının altında kalınlık yapıyor. Dışarı atılmayıp gözden saklanan çöplerden pis kokular gelmeye başlamış. Müslüman devletler ızdırap çekiyor acaba neden?

Neler oluyor?

Bize din diye masallar anlatılıyor cigertolar. Ama işin en garip olanı nedir biliyor musunuz? Peygamber Allah'ın mesajını okuduğunda, inananların dışındakiler şöyle tepki veriyorlar;

-Bu, eskilerin masallarıdır.

Ama gel gör ki, peygamberin vefatından sonra güya ulemalar, insanlara masal anlatıyor ve büyük bir kitle bu masallara inanıp, onları din yapıyor. Yani,

Allah'ın mesajı, masal diye nitelenip kenara itiliyor, gerçek masallar ise, Allah'ın mesajıymış gibi sahipleniliyor.

Trajik bir durumdur bu.

İnsan fıtratında, en önemli şeylerin üzerine düşmek vardır ki, bu normal bir durumdur. Bir adamı ameliyat edecek olan doktorlar, o adam enfeksiyon kapmaması için konuya ilişkin temizlik kurallarını TİTİZLİKLE uygularlar yoksa o adam ameliyat masasından kalkamaz. Bazı anneler, babalar küçük çocuklarına ÜSTÜNE BASA BASA öğüt verir,

-aman tanımadığın insanlardan bir şey alma, çağırırlarsa yanlarına gitme. İsmimizi öğrenir ''ben babanı tanıyorum seni ona götüreceğim'' der.

gibi cümleleri TEKRAR TEKRAR hatırlatırlar. Önemli şey önemlidir ve mutlaka unutulmaması gerekir, mutlaka yapılması/yapılmaması gerekir. Bu yüzden de tekrar tekrar hatırlatılır. Biz küçükken, annemgil bizi evde bırakıp bir yere gidecekleri zaman talimatı verirlerdi;

-Ocakta çay var, kahvaltınızı yapıncı ocağın altını kapatın. Mutfağın penceresini bir saat sonra ev havalandıktan sonra kapatın, açık kalırsa kedi girer içeri. vesayire vesayire vesayire

Tabi bu arada evden çıkmak için hazırlık yapıyorlar. Abooo oda ne? Talimat tekrarlanıyor;

-Ocakta çay var, kahvaltınızı yapıncı ocağın altını kapatın. Mutfağın penceresini bir saat sonra ev havalandıktan sonra kapatın, açık kalırsa kedi girer içeri. vesayire vesayire vesayire

Tamam eyvallah, evallah da bu talimatları evden çıkarken en az 30, en fazla 50 kere duyardık. Allah'tan o dönemde cep telefonu diye bir şey yoktu :) bir 50 kere de telefonla arayıp söylerlerdi herhalde, olası sms'leri saymıyorum bile :)

E çocuktuk o zaman kardeşim, aklında talimat mı kalır? Önemli olan/görülen ne varsa unutmayalım, oyuna dalıp unutmayalım diye tekrar tekrar söylenirdi.

Ve genellikle de, verilen talimatların yerine getirilmesi unutulurdu :) bazen unutmazdık ama bazen de unuturduk ya da bazılarını unuturduk :) E o kadar uzun liste olursa unutulur tabi :)

Neyse, benzer uygulamanın Kur'anda da olduğunu görüyoruz. Bazı şeyler önemli ki, tekrar tekrar söyleniyor. Bazı şeylere sürekli vurgu yapılıyor. Hadi bir kere dedin, iki kere dedin bu kadar çok niye tekrar ediliyor ki?

Önemli ki, tekrar ediliyor. İlgili konu(lar) ısrarla tekrarlanıyor. Peki, Kur'andaki ısrarla tekrarlanan ve çok çok önemli olan konular ne ola ki?

Burada yanlış anlamanın önüne geçmek adına şunu hemen belirteyim, Allah'ın, Kur'anda sadece bir kere geçen konusu bile önemlidir bunda kuşku yoktur. Bir kere söylenen konuyu önemsiz saymıyorum benim dikkat çekmek istediğim ÜZERİNE EN, EN, EN ÇOK DÜŞÜLEN KONU(LAR)dır.

İşte tam bu noktada, sözde din adamı, sözde ulema olan amcalara sorsanız, Kur'anda en en çok vurgulanan konu nedir diye, size baş örtüsü baş örtüsüüüü diye tutturular. Halbuki örtünmeyle ilgili ayetleri toplasan topu topu 3-4 tane bilemedin 5-6 tanedir. Bak fazla bile yazdık rakamı :) Sonra elleri titreyerek alkool içki, domuz etiii deyip dururlar sonra da, konuyu ustalıkla Kur'andan uzaklaştırıp, tuvalete sağ ayakla mı, yoksa sol ayakla mı girileceği konusuna getirip, hiç kıllandırmadan evliya masallarına sizi sürüklemeye çalışırlar.

Artık biliyoruz ki, o ulema bozuntuları, o tarikat şeyhleri kesinlikle yalancıdır. (tabi günümüzdekileri söylüyorum eskileri bilemem. Ama onlardan kalan kitaplar da bozuklarla, çelişkilerle dolu olduğuna göre, şu üç ihtimalin üzerinde durabiliriz;

1-Eski ulema da bunlar gibi yalancı ve yoldan çıkmış olabilir.

2-Eski ulema yoldan çıkmamış, doğru yolda olmuş fakat onlardan sonrakiler, o ulemanın kitaplarını bozmuş olabilir.

3-Eski ulema yine aynı şekilde doğru yolda, hatta kitapları da bozulmamış olabilir ancak günümüz ulema bozuntuları o kitapları bozarak tercüme ediyor olabilir.

Neyse ki, bizim ulema kitaplarına ihtiyacımız yok zira Allah'ın bozulmamış kitabı var. Hem Allah'ın kitabı dururken başka kitaplara mı bakacağız?

Yok canım..

Bak şurada ne var;

Allah size Kitap'ı ayrıntılı kılınmış bir halde indirmişken, Allah'ın dışında bir hakem mi arayayım? Kendilerine Kitap verdiklerimiz, onun, Rabbinden hak olarak indirildiğini biliyorlar. Sakın kuşkuya düşenlerden olma.
   ENAM 114

Allah'ın kitabı dururken, hatta bak, ayette dediği gibi AYRINTILI DA KILINMIŞKEN eski ve yeni ulema kitaplarını mı hakem yapacağız kendimize?

Allah'a şükür aklımızı oynatmadık. Neyse biz ne diyorduk? Hah, Kur'anda en en en çok vurgulanan konu(ları) konuşuyorduk. Kur'ana yüzeysel bir gözle de baksanız ilk göreceğiniz konu, daha doğrusu ISRARLA VURGULANAN konunun şirk konusu olduğunu görürsünüz. Yani, domuz eti değil, içki değil (tamam bunlar da var ve haram ANCAK, en çok ÜSTÜNE DÜŞÜNÜLEN konu değiller bunlar) Hatta şu ayeti dikkate alarak konuşmak gerekirse;

Allah, kendisine ortak koşulmasını affetmez ama bunun dışında kalanı/bundan az olanı dilediği kişi için affeder. Allah'a şirk koşan, dönüşü olmayan bir sapıklığa dalıp gitmiştir.
   NİSA 116

Şu bir gerçek ki, Allah kendisine şirk koşulmasını affetmez, bunun dışında kalanı/bundan az olanı dilediği kişi için affeder. Allah'a şirk koşan, gerçekten büyük bir günah işlemiştir.
   NİSA 48

Buraya dikkat! Şirk koşan da dahil, hangi günahı işlerse işlesin, bir insan tevbe edip kendisini düzelttiği an günahlarından kurtulur. Allah'ın affedici, tevbeleri kabul eden olduğu sürekli vurgulanır ve insanlar tevbeye davet edilir. Bana inanmıyorsanız Kur'ana bakın :) Neyse, konuya dönersek, tevbe eden ve ölen bir adamın günahı affedildiğine göre o günahın lafı edlir mi? O halde Nisa 116 ve 48.ayetlerdeki mevzu, günahı işlemiş ama tevbe etmeden ölenler için geçerlidir. Tevbe edene günahı sorulmaz ki. Ne diyor ayette? Allah şirki affetmez ama bunun dışında olanı DİLEDİĞİ KİŞİ İÇİN AFFEDER.

Dilediği kişi için affeder dediğine göre, demek ki, belli bir kriterlere uyan kişileri affedecek. Öncesinde şirki affetmez dediğine göre bu kriter şirkten kaçınmak olabilir. Ya da şirkten kaçınmak bir çok kriterden birisi olabilir. Başka bir deyişle bu affedilişin birden fazla kriteri olabilir bunu anlamak için Kur'ana DİKKATLİCE bakmak gerekir. Ama şu gerçek ki şirke battığın an, kriter mriter işlemez, affedilmezsin. Bir de o din adamı bozuntuları derdi ki,

-Efendim Allah kul hakkını asla affetmez. Kul hakkıyla karşıma gelmeyin demiş.

Ulan nerde demiş? Hani biz niye göremiyoruz? Allah, kul hakkını değil, şirki affetmem diyor. İşin ilginci, şirki bu tarafa koy, bunun dışında kalanlar, içkiden tut zinaya kadar bütün günahları kapsar. Yani, bu günahları işleyen AMA ŞİRKE BATMAYAN kimselerden dilediğini Allah affedebiliyor. Tabi bunu yanlış anlamayın :) O günahları rahatlıkla işleyebilirsiniz anlamına gelmiyor bu :)

Ama herşeye rağmen şu tespiti yapmak mümkündür, en tehlikeli günah şirktir. O halde üstüne en düşülen günahta şirk olmalıdır değil mi? Parmağında küçük bir yara olsa, bir de kolun kangren olmak üzere olsa, hangisinin üstüne çok düşerdin? Parmağının mı? Yoksa kolunun mu?

Zaten masalcı din adamlarına bakın, hiç şirk konusunu konuşmazlar. Es kaza konuşacak olsalar, onu da heykele tapınma şeklinde anlatır geçerler. Şirk o kadar önemsiz bir konu mu? Yoksa halktan birşeyler mi gizliyorlar?

Peki, sadece üstüne düşülen sadece şirk konusu mu?

Yoooo.

Bakın Kur'an sureleri, iniş sırasına göre toplanmamış acaba neden? Başka bir önemli konuyu gözden kaçırmak için olmasın sakın? Eğer Kur'anı iniş sırasına göre okursak mal mülk, verme, malı biriktirmeme v.b konusuna ağırlık verdiğini görürüz.

Hadi biraz göz atalım;

ALAK SURESİ

6. İş sanıldığı gibi değil. İnsan gerçekten azar:

7. Kendisini her türlü ihtiyacın üstünde görmüştür.

Alak suresi için şunu söyleyeyim, 9 ve 10. ayette bir kulu salat etmekten alıkoyan/yasaklayana gönderme yapar ve o ayati ''gördün mü yasaklayanı, bir kulu namaz kılarken'' diye çevirirler. Emin olmamakla birlikte bu salatın namaz mı yoksa destekleşme mi olduğu konusunda tereddütlerim var. Daha din yeni inerken ne namazı bu? Ama emin olmamamın sebebi ise beşinci ayetten sonraki ayetlerin ne zaman indiğini bilmiyorum hatta öncesinde başka surelerin ayetleri inmiş ve sonrasında alak suresinin bu ayetleri inmişse, o zaman namaz olabilir. Neyse en azından şunu görüyoruz ki, insanın kendisini her türlü ihtiyacın üzerinde gördüğünde MUTLAKA azdığını söylüyor. İhtiyaç mevzusu mal mülkle alakalı değil midir?

KALEM SURESİ

10. Şunların hiçbirini tanıma: Çok yemin eden, bayağı-alçak,

11. Alaycı / gammaz, koğuculuk için dolaşıp duran,

12. Hayrı engelleyen, sınır tanımaz, saldırgan, günaha batmış,

13. Kaba / obur, bütün bunlardan sonra da soyu bozuk, kötülükle damgalı.

14. Mal ve oğullar sahibi olmuş da ne olmuş?

15. Ayetlerimiz ona okunduğunda şöyle der: “Daha öncekilerin masalları.”

16. Yakında biz onun hortumu üzerine damga basacağız / burnunu sürteceğiz.

Muhatap alınmaması gereken kişileri vasıfları tanımlanıyor ve 14 ayette;

Mal ve oğullar sahibi olmuş da ne olmuş?

Bu cümlede kinayeli bir vuruş var ardından da tehdit;

16. Yakında biz onun hortumu üzerine damga basacağız / burnunu sürteceğiz.

Sonra 17.ayette mevzuyu bahçe sahipleriyle ilişkilendirerek, bahçe sahipleri anlatılıyor;

17. Biz onları, o bahçe sahiplerini belalandırdığımız gibi belalandırdık. Hani, onlar sabaha çıktıklarında, bahçeyi mutlaka kesip biçeceklerine yemin etmişlerdi.

18. Hiçbir istisna tanımıyorlardı.

19. Ama onlar uyumaktayken, Rabbinden gelen bir dolaşıcı bahçeyi dolaştı da,

20. O, simsiyah kesiliverdi.

21. Sabaha çıktıklarında birbirlerine seslendiler:

22. “Hadi, eğer biçecekseniz ekininize erken gidin.”

23. Yola koyuldular. Aralarında fısıldaşıyorlardı:

24. “Hey! Bugün oraya bir yoksul girip yanımıza gelmesin.”

25. Sadece engellemeye, şiddete güçleri yeten kişiler olarak erkenden vardılar.

26. Fakat bahçeyi görünce: “Yahu biz yanlış gelmişiz.” dediler.

27. “Hayır, hayır. Biz mahrum edilenleriz.”

28. Ortancaları / ılımlı olanı şöyle dedi: “Ben size söylemedim mi? Tespih etseydiniz ya!”

29. O zaman dediler ki: “Tespih ederiz seni, ey Rabbimiz. Gerçekten biz zalimler olduk.”

30. Bunun üzerine birbirlerini kınamaya başladılar.

31. “Yuh olsun bize, dediler, biz gerçekten azgınlarmışız.”

32. “Umarız, Rabbimiz bize onun yerine daha hayırlısını verir. Biz de herşeyimizle Rabbimize yöneliriz.”

33. İşte böyledir azap! Ahiretin azabı ise gerçekten çok daha büyüktür. Ah! Bir bilebilselerdi.

Ayetlere dikkat edin, bahçe sahibi amcalar, YOKSULA VERMEMEK İÇİN erkenden yola çıkıyorlar. Yoksulun, istemesine fırsat vermeyecekler/engel olacaklar güya. En sonunda ne oluyor? Bahçe ellerinden gidiyor hem de acıklı bir şekilde.Yani azap görüyorlar. Malınızın elinizden alındığını bir düşünsenize ortada cascavlak kalıvermişsiniz yaptıklarınızdan ötürü ve büyük pişmanlık duyuyorsunuz...

33. İşte böyledir azap! Ahiretin azabı ise gerçekten çok daha büyüktür. Ah! Bir bilebilselerdi.

MÜZEMMİL SURESİ

10. Onların söylediklerine sabret. Ve güzelce ayrıl onlardan.

11. Benimle, o nimete boğulmuş yalanlayıcıları başbaşa bırak. Birazcık süre tanı onlara.

12. Bizim yanımızda bukağılar var, cehennem var.

13. Boğazdan zor geçen bir yiyecek, korkunç bir azap var.

14. O günde ki yer ve dağlar sarsılır ve dağlar eriyip akan bir kum yığınına dönüşür.


Nimete boğulmuş yalanlayana tehdit var. Nimete boğulmuş diyor dikkat et.

MÜDDESİR SURESİ

11. Benimle, yarattığım kişiyi başbaşa bırak.

12. Hesapsız bir mal verdim ona.

13. Göz doyurucu oğullar verdim.

14. Alabildiğine imkanlar döşedim onun için.

15. Tüm bunlardan sonra hırs ile daha da artırmamı istiyor.

16. Hayır, iş sanıldığı gibi değil. O bizim ayetlerimize karşı bir inatçı kesildi.

17. Ben onu dik bir yola süreceğim.

18. Derin derin düşündü o; ölçtü-biçti.

19. Kahrolası nasıl bir ölçü kullandı!

20. Bir kez daha kahrolası nasıl bir ölçü kullandı?!

21. Sonra baktı.

22. Sonra yüzünü buruşturdu, kaşlarını çattı.

23. Sonra arkasını döndü ve böbürlendi.

24. Şöyle dedi: “Bu, rivayet edilerek gelen bir büyüden başka şey değil.”

25. “İnsan sözünden başka birşey değil bu.”

26. Onu Sekar’a fırlatacağım.

27. Bilir misin nedir Sekar?

28. Ortada birşey bırakmaz, hiçbir şeyi görmezlik etmez o.

İfadelerdeki kızgınlığı görüyorsunuz değil mi?

Benimle, yarattığım kişiyi başbaşa bırak.

Niye böyle diyor? Hesapsız mal vermiş, oğullar vermiş, alabildiğine imkanlar vermiş ama o kişi, daha da artırmasını istiyor. Mevzuyu görüyorsunuz değil mi? Mal mevzusu. Ölçtü biçti dediğine göre büyük olasılıkla malından verme mevzusunu ölçmüş biçmiş olabilir, kar zarar hesabı yani. Baksana o kadar mala, imkana rağmen hala Allah'tan istediğine göre.

TEBBET SURESİ

1. Elleri kurusun Ebu Leheb’in; zaten kurudu ya.

2. Ne malı kurtardı onu ne de kazandığı.

3. Alevli bir ateşe yaslanacaktır o.

4. Karısı da öyle.

5. Odun hamalı olarak. Gerdanında bir ip olacaktır onun, en sağlam fitillisinden.

Bak mal vurgusuna bak. Malı kurtaramadı diyor mal mülkle bu işin ne alakası olabilir? Bir düşünün bakalım.

ALA SURESİ

9. Eğer hatırlatmak yarar sağlarsa hatırlat / öğüt ver.

10. İçine ürperti düşen öğüt alacaktır.

11. İçi kararmış bedbaht ise ondan kaçınacaktır.

12. En büyük ateşe girer o.

13. Sonra orada ne ölür ne de hayat bulur.

14. Benliğini arındıran / zekat veren, kurtuluşa gerçekten ermiştir.

15. Rabbinin adını anmış, namaz kılıp dua etmiştir o.

16. Doğrusu şu ki, siz şu iğreti hayatı yeğliyorsunuz.

17. Oysa ki sonraki hayat daha mutlu, daha kalıcıdır.

18. Bütün bu gerçekler ilk sayfalarda da elbette vardır.

19. İbrahim’in ve Musa’nın sayfalarında.

Zekat vermek, kurtuluşa ermiş..

Bak bak Leyl suresine bak;

LEYL SURESİ

1. Andolsun bürüyüp örttüğü zaman geceye,

2. Ve parıldadığı zaman gündüze,

3. Andolsun erkeği de dişiyi de yaratana,

4. Ki sizin emek ve gayretiniz dağınık-parça parçadır.

5. Kim verir ve sakınırsa,

6. Ve güzeli doğrularsa,

7. Biz ona en kolay olanı kolaylaştıracağız.

8. Ama kim cimriliğe sapar ve kendisini tüm ihtiyaçların üstünde görür,

9. Ve güzelliği yalanlarsa,

10. Biz onu, en zor olana sevkedeceğiz.

11. Aşağı yuvarlandığında malı onu kurtarmayacaktır.

12. Doğruya ve güzele kılavuzlamak sadece bizim işimizdir.

13. Sonrası da öncesi de sadece bizimdir.

14. Ben sizi, köpürerek yanan bir ateşe karşı uyardım.

15. Sadece karanlık ruhlu azgın girer ona.

16. Yalanlamış, sırtını dönmüştü o.

17. İyice saklanan da ondan uzak tutulur.

18. O ki, temizlenip arınsın diye malını verir.

19. Onun katında hiç kimsenin, karşılığı verilecek bir nimeti yoktur / hiç kimsenin ona, karşılık olarak verilecek bir nimeti yoktur.

20. Yüceler yücesi Rabbinin yüzünü özleyip istemek için veren hariç.

21. Yakında mutlaka hoşnut olacaktır.

Sizin emek ve gayretiniz parça parçadır diyor ve ekliyor;

Kim VERİR ve sakınırsa, ve güzeli doğrularsa, biz ona en kolay olanı kolaylaştıracağız.

Peki vermeyip cimrilik yapan?

8. Ama kim cimriliğe sapar ve kendisini tüm ihtiyaçların üstünde görür,

9. Ve güzelliği yalanlarsa,

10. Biz onu, en zor olana sevkedeceğiz.

Verirsen kolaylık geliyor Allah'tan vermezsen ve kendini her türlü ihtiyacın üstünde görürsen (hatırladınız mı burayı? Hani böyle olursa insan mutlaka azıyordu ) en zora sevkediliyorsun.

Veee bingooo;

11. Aşağı yuvarlandığında malı onu kurtarmayacaktır.

Mevzu malla ilgili ki, malı onu kurtaramayacak vurgusu yapılıyor. Mesela mevzu bilgi olsaydı o zaman ne denirdi? Bilgisi/ilmi onu kurtaramayacak denirdi değil mi?

veee,

18. O ki, temizlenip arınsın diye malını verir.

Demek ki, malından vermek, temizlenip arınmakmış.

Fecr suresi de ilginçtir cigerto;

FECR SURESİ

uzun olmasın diye tamamını yazmayalım,sureye yemin ederek başladıktan sonra, Adi Semud, İrem ve Fravun kavmine Rabbin ne yaptı görmedin mi? diye soruyor ve açıklıyor çok kısa bir şekilde. Onları azabın yakaladığını söyleyip şu detayı gözümüzün önüne koyuyor;

13. Bu yüzden Rabbin, üzerlerine azap kamçısını yağdırıverdi.

14. Çünkü Rabbin tam gözetleme yerindedir / tam bir biçimde gözetlemektedir.

15. İnsan böyledir; Rabbi kendisini deneyip de ona cömert davranır, nimet yağdırırsa: “Rabbim bana ikramda bulundu.” der.

16. Ama Rabbi onu sıkıntıya uğratıp rızkını ölçüye bağlarsa: “Rabbim bana ihanet etti.” der.

17. Doğrusu şu ki, siz yetime ikramda bulunmuyorsunuz.

18. Yoksulun doyurulmasını teşvik etmiyorsunuz.

19. Mirası derleyip toplayıp yiyorsunuz.

20. Malı, devşirip depolatacak bir sevgiyle seviyorsunuz.

21. İş böyle gitmeyecektir. Yer birbirine çarpılıp dümdüz hale getirildiğinde,

22. Rabbin gelip melekler saf saf dizildiğinde,

23. O gün cehennem de getirilir. İşte o gün düşünüp anlar insan. Ama düşünüp hatırlamanın ona ne yararı var!

24. Der ki: “Keşke şu hayatım için önden birşeyler gönderseydim.”

25. O gün hiç kimse O’nun azabı gibi azap edemez.

26. Ve hiç kimse O’nun vurduğu bağ gibi bağ vuramaz.

27. Ey sükuna kavuşmuş benlik!

28. Dön Rabbine, razı etmiş ve razı edilmiş olarak.

29. Gir kullarımın arasına.

30. Gir cennetime.

Gördünüz mü? İnsan fıtratındaki MAL KONUSUYLA İLGİLİ bir arızaya dikkat çekiyor, Allah, deneyip cömert davranınca Rabbim cömert davrandı diyor, ama rızık ölçüye bağlanınca da, Aha Rabbim ihanet etti diyor.Ama ardından yine o mevzunun damar bölümüne getiriyor sözü;

17. Doğrusu şu ki, siz yetime ikramda bulunmuyorsunuz.

18. Yoksulun doyurulmasını teşvik etmiyorsunuz.

19. Mirası derleyip toplayıp yiyorsunuz.

20. Malı, devşirip depolatacak bir sevgiyle seviyorsunuz.

21. İş böyle gitmeyecektir. Yer birbirine çarpılıp dümdüz hale getirildiğinde,

22. Rabbin gelip melekler saf saf dizildiğinde,

23. O gün cehennem de getirilir. İşte o gün düşünüp anlar insan. Ama düşünüp hatırlamanın ona ne yararı var!

24. Der ki: “Keşke şu hayatım için önden birşeyler gönderseydim.”

Yoksulu doyurmak, doyurmayı geçtik teşvik etmek, yetime ikramda bulunmak,mala sevgi bağlamamak ve depolamamak, mirası derleyip toparlayıp yememek gerekir ama insan öyle yapmıyor.

Ve Allah da diyor ki, iş böyle gitmez, cehenneme yaklaşınca ''keşke şu hayatım (ahiret) için önden bir şey gönderseydim'' diyeceksiniz diyor.

İyi de önden ne göndereceğiz?

Yetime ikramda bulun, yoksulu doyur, doyurulmasına teşvik et, malı depolama, depolayacak kadar sevme. Bak o zaman ahiret için neler neler gidiyor.

Eğer bunu yaparsan, yani önden bir şey gönderirsen ne olur? Allah bundan razı olur değil mi? Sen de onun vereceği ikramdan razı olursun,

27. Ey sükuna kavuşmuş benlik!

28. Dön Rabbine, razı etmiş ve razı edilmiş olarak.

29. Gir kullarımın arasına.

30. Gir cennetime.

Görüyonuz değil mi? Hep mal mevzusu, mevzuyu geçtik tehditler havada uçuşuyor. Din adamları da uyuyor, güya ahaliyi uyarma görevini yapıyorlar.

BAK BAK

DUHA SURESİ

1. Andolsun kuşluk vaktine,

2. Gelip oturduğu vakit geceye ki,

3. Rabbin seni terketmedi, sana darılmadı da.

4. Sonrası senin için öncesinden elbette ki daha mutlu ve kutlu olacaktır.

5. Rabbin sana verecek de sen hoşnut olacaksın.

6. O seni bir yetim olarak bulup da barınağa kavuşturmadı mı?

7. Seni şaşırmış olarak bulup da kılavuzluğunu üstlenmedi mi?

8. Seni aile geçindirme zorluğu içinde bulup da zengin etmedi mi?

9. O halde, yetimi örseleme,

10. Yoksulu / dilenciyi azarlama.

11. Ve Rabbinin nimetini söz ve fiillerinle dile getir.

O halde yetimi örseleme, yoksulu/dilenciyi azarlama. Veee son ayete DİKKAT!

11. Ve Rabbinin nimetini söz ve fiillerinle dile getir.

Rabbin nimetini söz ve FİİLLE dile getirmek ne demek? Ala sana tefekkür konusu. Bu arada Rabbimizin nimetleri mal mülk olduğuna göre ve mülk de onun olduğuna göre bu pencereden düşünmek lazım gibi geliyor bana.

Al sana Adiyat suresi;

ADİYAT SURESİ

1. Andolsun soluyuşlarıyla ses çıkararak koşanlara / nefes nefese saldıranlara.

2. Çakıp çakıp ateş çıkaranlara,

3. Sabahleyin akın edenlere / baskın yapıp toprak fethedenlere,

4. Derken onunla toz duman çıkaranlara,

5. Derken onunla bir topluluğun ortasına dalanlara ki,

6. İnsan, Rabbine karşı gerçekten çok nankördür.

7. Ve kendisi de buna iyiden iyiye tanıktır.


Nankör mü? İnsan ne yaptı ki, nankör oldu olabilir?


8. O, mal ve servet arzusu yüzünden alabildiğine katıdır.

9. Bilmez mi ki o kabirler içindekiler dışarı fırlatıldığında,

10. Göğüslerin içindekiler derlenip toplandığında,

11. Hiç kuşkusuz, o gün Rableri onlardan iyice haberdar olacaktır.


TEKASÜR SURESİ

1. Aldatıp oyaladı o çokluk yarışı sizleri,

2. Öyle ki ziyaret edip saydınız kabirleri.

3. Ama iş öyle değil; yakında bileceksiniz.

4. Hayır, hayır! İş öyle değil. Yakında bileceksiniz.

5. İş sizin bildiğiniz gibi değil! Ne olurdu şaşmaz ve aldatmaz bir bilgiyle bilseydiniz.

6. Yemin olsun, o cehennemi mutlaka göreceksiniz.

7. Yine yemin olsun, onu gözünüzle apaçık göreceksiniz.

8. Sonra o gün, nimetten kesinlikle sorguya çekileceksiniz.

Nimetten hesaba çekileceğiz haberiniz olsun. Nimet de ne ola ki? Sakın onlar da mal mülk olmasın?

MAUN SURESİ

1. Gördün mü o, dini yalan sayanı?

2. İşte odur yetimi itip-kakan,

3. Yoksulu doyurmayı özendirmez o.

4. Vay haline o namaz kılanların ki,

5. Namazlarından gaflet içindedir onlar.

6. Riyaya sapandır onlar / gösteriş yaparlar.

7. Ve onlar, yardıma / zekata / iyiliğe engel olurlar.

Bu sureyi yazmasak olmazdı bak dini yalan saymaktan bahsediyor. İyi de dini yalan saymakla itham edilen amcalar, ibadet ediyor nasıl oluyor bu? Nasıl olduğunu surede söylüyor zaten, yetimi itip kakıyor, yoksulu doyurmaya özendirmiyor (burda da kaşımıza çıktı gördünüz mü? ) mauna engel oluyor (zekat)

Bakın cigeroviçler, necm suresinde şunu diyor,

29. Bizim Zikrimiz’den / Kur’an’dan yüz çeviren ve iğreti dünya hayatından başka birşey istemeyen kimseden, sen de yüz çevir.

30. Onların, ilimden ulaşacakları şey işte budur. Kuşkusuz, yolundan sapmış olanı Rabbin çok iyi bilir. Hidayet üzere yürüyeni de en iyi O bilir.

31. Göklerde ne var yerde ne varsa Allah’ındır. Bu, Allah’ın; yaptıklarıyla kötülük sergileyenleri cezalandırması, güzel davranıp güzel düşünenleri de güzellikle ödüllendirmesi içindir.

Kur'andan yüz çeviren ve DÜNYA HAYATINDAN BAŞKA BİR ŞEY İSTEMEYENDEN yüz çevir diyor. Dünya hayatını isteten şey mal mülk sevgisidir. Hani şu depolatacak kadar kendini sevdiren. İlle maldan vereceksin. Peki tamam dilenciye 1 TL atarız ne var bunda?

33. O yüz geri döneni gördün mü?

34. Azıcık verdi, sonra inatla sıkıca tuttu.

35. Gaybın bilgisi onun yanında da o mu görüyor?

36. Yoksa haber verilmedi mi ona, Musa’nın sayfalarındakiler?

37. Ve o çok vefalı İbrahim’in sayfalarındakiler…

38. Gerçek şu ki, hiçbir günahkar bir başka günahkarın yükünü sırtlanmaz.

39. Gerçek şu ki, insan için çalışıp didindiğinden başkası yoktur.

40. Ve onun çalışıp didinmesi yakında görülecektir.

41. Sonra karşılığı kendisine hiç eksiksiz verilecektir.


Gördünüz mü cigertolar, bazı sureleri es geçtim. Bazıları hariç hemen hemen hepsinde mal vurgusu var. Gerçekten de mal biriktirme hastalığı var insanda ve buna Allah kızıyor;

HÜMEZE SURESİ

1. Yuh olsun arkadan çekiştirenlerin, kaş göz işareti yapıp alay edenlerin tümüne;

2. O ki, mal biriktirdi, onu saydı da saydı.

3. Sanır ki, malı sonsuzlaştıracaktır kendisini.

4. Hayır, iş, sandığı gibi değil. Yemin olsun ki fırlatılıp atılacaktır o kırıp geçirene, yalayıp yutana / Hutame’ye.

5. Hutame’nin ne olduğunu sana öğreten nedir?

6. Allah’ın tutuşturulmuş ateşidir o,

7. Ki tırmanıp işler yüreklere.

8. O, onların üzerine kilitlenecektir.

9. Uzatılmış sütunlar arasında.

Tehdidi görüyorsunuz değil mi?

FIRLATILIP ATILACAKTIR O HUTAMEYE

E niye atılacak ki?

Çünküüü,

1. Yuh olsun arkadan çekiştirenlerin, kaş göz işareti yapıp alay edenlerin tümüne;

2. O ki, mal biriktirdi, onu saydı da saydı.

3. Sanır ki, malı sonsuzlaştıracaktır kendisini.

4. Hayır, iş, sandığı gibi değil. Yemin olsun ki fırlatılıp atılacaktır o kırıp geçirene, yalayıp yutana / Hutame’ye.

Aboooo konuyu çok uzatmışız lan. Neyse hadi Beled suresini de yazalım ondan sonra toparlayalım;

BELED SURESİ

1. Yemin ederim bu kente ki, iş onların sandığı gibi değildir.

2. Sen bu kente mahremsin / bu kente gireceksin.

3. Ve doğurana ve doğurduğuna da yemin olsun ki,

4. Biz insanı gerçekten bir sıkıntı ve zorluk içinde yarattık.

5. O sanıyor mu ki, hiç kimse ona asla güç yetiremeyecektir!

6. “Yığınlarla mal telef ettim.” diyor.

7. Hiç kimsenin kendisini görmediğini sanıyor.

8. Biz ona vermedik mi iki göz,

9. Bir dil, iki dudak?

10. Kılavuzladık onu iki tepeye.

11. Akabe’ye, sarp yokuşa atılamadı o.

12. Sarp yokuşun ne olduğunu sana bildiren nedir?

13. Özgürlüğü zincirlenenin bağını çözmektir o.

14. Yahut da açlık ve perişanlık gününde doyurmaktır o,

15. Yakındaki bir yetimi,

16. Yahut ezilmiş-boynu bükük bir yoksulu.

17. Sonra da iman eden ve birbirlerine sabrı öneren, merhameti öneren kişilerden olmaktır o.

18. İşte böyleleridir uğur ve bereket dostları.

19. Bizim ayetlerimizi tanımayanlara gelince bunlar; şomluk, uğursuzluk yaranıdır.

20. Bunların üzerine, kilitlenecek bir ateş gelecektir

Köle azat etmek, yoksulu doyurmak yada yetimi doyurmak sonra da sabrı, merhameti öneren kişiler olmak. Gördünüz mü? Hani nerde yazıyor, saçının bir teli gözükenin cehennemde çatır çatır yanacağı?

Yazıyor mu, iki rekat eksik kılanı, ateşe daldıracağız diye? Malı yığan, malından vermeyen, yoksulu doyurmayana tehdit gelmiyor da kime geliyor biri bana söylesin. İşte görüyorsunuz değil mi? İslam alemi niye ızdırap çekiyor?

Allah, niye bahçe sahiplerini bize örnek veriyor? Bize ne fi tarihindeki bahçe sahibi amcalardan diyebilir miyiz?

Diyemeyiz.

Bahçe sahipleri, Allah'ın nimetine nankörlük ettiler, yoksulu doyurmadılar, malları yığıp onunla öğündüler ve azdılar. Sonra ne oldu? Allah o bahçeyi ellerinden aldı hatta hikayeyi şu cümleyle bitirmişti hatırlarsanız;

33. İşte böyledir azap! Ahiretin azabı ise gerçekten çok daha büyüktür. Ah! Bir bilebilselerdi.

Peki, gel günümüze,hangi müslüman ülke, Allah'ın bu ısrarlı ayetlerini dikkate aldı? Tam tersine müslüman ülkelerde yoksulluk arttıkça arttı. Kölelik arttı. Big bradersların emirlerine itaat edilip, halk köylüsüyle, işçisiyle köleleştirilip yoksullaştırılmadı mı? O yoksulların hakkı (yer altı yerüstü kaynakları), yoksullara verilmek yerine, birileri aralarında bölüşüp yemediler mi? Big braderslara yedirmediler mi?

Bahçe sahipleri buna benzer şeyler yapmıştı değil mi? Ve bahçeleri ellerinden gitmişti değil mi?

Müslüman ülkelerin toprakları da birer bahçe değil midir?

Bak, Irak diye bir ülke yok sadece alışkanlıktan Irak deniliyor, bak, Türkiye nereye gidiyor? Bak, diğer müslüman ülkeler ne oluyor?

Ortadoğuya savaş kokuları geliyor. Işid ayağına ıraktaki peşmergeleri bir silahlandırsınlar hele.

Işid nereden çıktı? Amerika çıkarmadı mı sahneye? Çıkardı.

E niye?

Çünkü terör ayağına Irakı silahlandıracaklar. Öyle yapmıyorlar mı zaten?

Allah ne diyor, müslümanlar ne yapıyor?

Peki, müslümanlar niye böyle yapıyor? Sakın sebebi şunlar olmasın?


-Sakın Kur'anı okuma! kafir olursun.
-Ulemanın, dediklerine uyacaksın.
-Bir şeyhe tabi olman gerekiyor.
-Biz kiiim, evliyalar kiiim, onlar gibi olamayız. Onların himmetine sığınmalıyız!??!
-Saçın bir teli gözükmesiin, cehennemde yanarsın
.......

Bu örnekleri çoğaltabiliriz. İşte müslümanlar bu hurafelere uydukları için, Allah'ın dininden/ doğru yolundan uzaklaştılar.

İyi de, adamlar müslüman değil mi? Niye uzaklaşsın ki, doğru yoldan zaten islam doğru yol değil mi?

Evet öyle de, sen yukarıda saydığım hurafelerden ilk sıradaki olanına ''Kur'anı okuma! Kafir olursun'' uyarsan, yani Kur'anı, yani Allah'ın zikrini okumazsan, görmezlikten gelip, uzaklaşırsan....

Kim Rahman'ın Zikri'ni görmezlikten gelip ondan uzaklaşırsa biz ona bir şeytanı musallat ederiz de o ona can yoldaşı olur.

Bu şeytanlar onları yoldan saptırırlar. Onlarsa kendilerinin hâlâ hidayet üzere olduklarını sanırlar.
   ZUHRÛF 36-37



Böyle olur. İşte cigeroviçler, bu yüzden birkaç gün önce bir karar aldım, eğer Allah nasip ederse arapça kursuna gitmeyi düşünüyorum. Şu bir iki ay zarfında hesabımı kitabımı yapıp, denkleştirip kursa gitmeyi planlıyorum. Evet, Allah Kur'anı korumuş ama arapça halini korumuş yoksa yapılan çevirileri değil. Bazı Allah'sızlar, müslümanı buradan vuruyorlar. Bir kitabı, değiştirenler o kitabı elinde tutanlardan başkası değildir cigertolar. Yoksa dışarıdan kimse müdahale edemez. Ama bu sefer, Kitap, Allah tarafından korunduğu için, kitaptan rahatsız olanlar başka bir formüle başvurmuşlar. Kitabın yanında başka kitaplar oluşturup, insanları o kitaplara yöneltip, Kur'andan uzaklaştırmak. Ek olarak da, Kur'anı tercüme ederken kıvırıp tercüme etmek.

Peki, elinden geldiğince düzgün tercüme eden yok mu hiç?

Olma mı? Ama bu sefer de onlara saldırıp, dini bozmak, sünnete muhallif olmakla itham ederek, halkın onlara itibar etmesini engelliyorlar. Bu olay size tanıdık geldi mi?

İşte bu yüzden, Yaşar Nuri Öztürk, Abdülaziz Bayındır, İhsan Eliaçık ve adlarını bilmediğim diğer, Kur'ana sarılıp düzgün çeviri yapmaya çalışan hocalara teşşekkürü bir borç bilirim. Bak Aklıma geliyor Mehmet Okuyan hatta kimsenin beğenmediği Edip Yüksel de dahildir buna. Ha sonuçta bunlar da insan elbette ki, hataları olacak. Hatasız insan olmaz önemli olan, hatayı farkettiğinde düzeltiyor mu, düzeltmiyor mu? Gönül isterdi ki, bu adamlar bir araya gelip çalışsa, daha iyi olur. Belki o da olur ileride.

Sureleri gördünüz değil mi? İniş sırasına göre okuduğun zaman ''noluyoz lan?'' diyor insan ister istemez. Mülk diyor başka bir şey demiyor, tehdit de onlara. İki konu; şirk ve mülk. Sure sırasını iniş sırası değil de gelenekteki gibi yapınca, şirk konusu kaybolmuyor ama mülk konusu kayboluyor, daha doğrusu dikkatlerden kaçıyor. Gerçi çok dikkatli okursan her şekilde anlaşılır ama geleneksel bilgiler dikkat dağıtıyor. Salatı da bu yüzden saklıyorlar. Ben de salat konusunda fazla detaya inemiyorum zira arapça bilemiyorum ama size link vermiştim o konuyla ilgili bir makalenin. Ama arapçayı öğrenebilirsem, işte o zaman en derinine dalmayı düşünüyorum o konunun.

Neyse ki, herşeye rağmen, meallerde bir çok önemli konunun üstünü örtememişler bu yüzden, meal okumaya devam ama araştırmaya da devam.

İmkanı olan da arapçayı öğrensin derim. Bak ben şu yaşımda niyetleniyorum :) Size bir şey diyeyim mi? Geçen arapça hakkında küçük bir araştırma yaptım, gramer yapısı çok garip bir dil. Normalde hafızamın zayıf, dikkatini toplama yönünden problemli biri olduğum ve üşengeç oluşumdan dolayı :) normal şartlarda böyle bir dili s.kseler öğrenmeye yanaşmam :) ancaaak Kur'an için her türlü zorluğa deyer. Kur'anda müthiş şeyler var cigerto, üzerine örtü örtmüşler. Şimdi o örtüyü kaldırmanın zamanı geldi. Tabi Allah nasip ederse.

Neyse, inşallah olayı anlatabilmişimdir cigeroviçler. Allah hepimizi doğru bilgiye ulaştırsın. Sakın paniklemeyin Allah yolu kolaylaştıracağım diyordu değil mi?

Peki ne yapınca kolaylaştırıyor?

Allah'a güvenin, SADECE ONDAN YARDIM İSTEYİN araştırmalara, okumaya devam edin.

Başka konuda görüşmek üzere.

Sevgiler.


31 Ağustos 2014 Pazar

İSLAM DİNİ'NİN GERÇEK YÜZÜ-4

Selam cigeroviçler,

Bir an için müslüman olmayan bir toplumda dünyaya geldiğinizi ve bulunduğunuz dinin işe yaramaz bir din olduğunu anladığınızı varsayın. Eğer bir yaratıcının varlığı konusunda ikna olmuşsanız ve içinde bulunduğunuz din konusunda da şüpheleriniz varsa büyük olasılıkla bir din arayışına gireceksiniz demektir. Böylelikle, en yakınınızda bulunan din anlayışından, en uzağınızdaki din anlayışına kadar, bütün dinleri incelemeye alırsınız. Büyük olasılıkla ajandanızda islam dini de olacaktır. Peki, sıra islamı araştırmaya başladığınızda karşınıza ne çıkacak?

Eğer bir dini araştıracaksanız, önce o dinin inananlarına bakarsınız hatta onlarla iletişime geçersiniz. Onlardan kitap istersiniz bilgi alırsınız. Hatta okuduğunuz o dine ilişkin anlamadığınız yerler varsa o dinin inananlarına sorarsınız.

Ama gel gör ki, bunları yaparken islama geldiğinizde kamyon çarpmış gibi bir duruma düşüyorsunuz. Etrafınıza bir bakıyorsunuz o tarafta,çocuklar da dahil suçlu, suçsuz ne kadar insan varsa kafası kesiliyor, başka tarafa bakıyorsunuz, akla ve bilime ters ne varsa zorla yaptırılıyor. Ve daha birsürü pislikle kafayı yiyecek hale geliyorsunuz.

Sevgili cigeroviçler, işin özü şudur; ister müslüman olun, ister din arayışına girmiş ehli kitap veya ateist olun hiç değişmez ilke şudur, eğer dini, bu dincilerden, ulema bozuntularından,tarikatlardan öğrenmeye kalkarsanız, sizi Allah yolundan saptırırlar. Gelin bunu sadeleştirelim öyle yazalım;

İSLAMI, MÜSLÜMANDAN ÖĞRENMEYE KALKARSANIZ ALLAH YOLUNDAN SAPTIRILIRSINIZ.

Ne yazık ki, öyle.

Dinin sahibi Allah'tır ve kanunu o koyar. Peki bu dinciler neden ''sakın Kur'anı okuma '' diyor? Çünkü Allah'ın yerine kendi kural koyacak ve onu uygulayacak/uygulatacak. Niye kendi kurallarını uygulatmak istiyor? Şunun için;

1-Hevesini dinleştirmek
2-Atatlar dinini kutsamak

Bakın size bir örnek;

http://www.odatv.com/n.php?n=isidden-akil-almaz-liste-2408141200

Işid'li amcalar kuruyemiş ve turşu tüketimini HARAM etmiş.

Şu bir gerçek ki, ilimsizlik yüzünden öz evlatlarını beyinsizce katledenlerle Allah'ın kendilerine verdiği rızıkları, Allah'a iftira ederek haramlaştıranlar gerçekten hüsrana uğramışlardır. İnan olsun, sapıtmışlardır onlar; hiçbir zaman doğruyu ve güzeli bulamazlar.
   ENAM 140

De ki: "Ne oldu size de Allah'ın size rızık olarak indirdiği şeylerden bir haram yaptınız bir de helal?" De ki: "Allah mı size izin verdi, yoksa Allah'a iftira mı ediyorsunuz?"
   YUNUS 59

Ey iman sahipleri! Allah'ın size helal kıldığı şeylerin temiz ve güzel olanlarını haramlaştırmayın; azıp sınırı aşmayın; Allah azıp sınırı aşanları sevmez.
   MAİDE 87

Bak burada ne var? Mekke'deki müşrik amcalar bazı hayvanları kafalarına göre haramlaştırmışlar, bazen hayvanların erkeklerini, bazen dişilerini bazen de yavrularını haramlaştırıyorlarmış. Ayetleri okuyalım;

Hayvanlardan yük taşıyanı da yaygı/döşek yapılanı da yaratan yine O'dur. Allah'ın size verdiği rızıklardan yiyin, şeytanın adımlarını izlemeyin! Çünkü o sizin için açık bir düşmandır.

Sekiz çift: Koyundan iki, keçiden de iki. De ki "İki erkeği mi haram kıldı, iki dişiyi mi, yoksa iki dişinin rahimlerinin kuşattığını mı? Eğer doğru sözlü iseniz bana ilimle haber verin."

Ve deveden iki, sığırdan iki. De ki "İki erkeği mi haram kıldı, iki dişiyi mi, yoksa iki dişinin rahimlerince kuşatılanı mı? Yoksa Allah size bunu önerirken siz de tanıklık mı ediyordunuz?" İlim dışı bir şekilde insanları şaşırtmak için yalan düzüp Allah'a iftira edenden daha zalim kim olabilir? Allah, zulme sapan bir topluluğa kılavuzluk etmiyor.

De ki: "Bana vahyolunanlar içinde, bu haram dediklerinizi yiyecek birine yasaklanmış bir şey bulamıyorum. Yalnız şunlardan biri olursa başka: leş, akıtılmış kan, domuz eti -ki o bir pisliktir- Allah'tan başkası adına boğazlanmış bir murdar." Iztırar haline düşen, başkasının hakkına dokunmamak, zorunluluk sınırını da aşmamak şartıyla bunlardan yiyebilir. Çünkü senin Rabbin çok bağışlayıcı, çok merhametlidir.
   ENAM 142-145

Bak orda diyor ki, ''VAHYOLUNANLAR İÇİNDE söylediklerinizden yasaklanmış bir şey bulamıyorum'' ve ardından ''şunlar başka/istisna diyerek haramın neler olduğunu belirtiyor. VAHYOLUNANLAR İÇİNDE cümlesine dikkat! Neyin haram neyin helal olduğuna biz sadece VAHYOLUNANLAR içine bakarak karar vereceğiz. Onun dışında haram arayamayız. E aradığımız konu Kur'anda haram ya da helal diye adlandırılmamışsa? O zaman bu demek oluyor ki, onun hakkında bir hüküm verilmemiş onlara haram helal diyemeyiz. Mesela turşu :) buna haram da diyemezsin helal de diyemezsin. Beğendiğin bir gıdaysa yersin, değilse yemezsin. Ama sen buna haram dersen haddi aşmış olursun.

Bak burda da nelerin yiyecek konusunda haram kılındığı yazılıyor;

O size ancak şunları haram kılmıştır: Ölü, kan, domuz eti, Allah'tan başkası adına kesilen hayvan. Bununla birlikte, zorda kalan, başkasının hakkına tecavüz etmemek, sınırı da aşmamak şartıyla bunlardan yerse, Allah bağışlayacak, merhamet edecektir.
  NAHL 115

E canım, haram desek ne olur? Aha bu olur;

Yalan düzerek Allah'a iftira etmek için, dillerinizin uydurma nitelendirmeleriyle "Şu helaldir, şu da haramdır!" demeyin. Yalan düzerek Allah'a iftira edenler kurtulamazlar.
  NAHL 116

Şu şu haramdır/helaldir demek, bunu Allah haram/helal etti demektir ama gerçekte öyle bir helal/haram yoksa bu Allah'a iftiradır. Bunu yapanların kurtulamayacağını söylüyor Allah.

Sonra da şu olur;

Az bir nimetlenme ardından, acıklı bir azap var onlara.
  NAHL 117 

Yaaa, gördünüz mü? Kurtuluş yok, bu dünyada az bir nimetlenme ama ahirette azap var. Ben yukarıda ışid'den örnek verdim bunların dışındakiler çok mu iyi? Bütün mezhepleri araştırın haram/helal dediklerini bir kenara yazın, sonra Kur'ana bakın. Kur'anda da olanların üstünü çizin geri kalanı Allah'a iftiradır.

Hatta günümüzde özellikle bu son 10 yılda haram uyduranlar, iktidarın dini söylemlerinden de güç alarak işin bokunu çıkardılar. Buna en güzel örnek, helal kolonya saçmalığı ve helal sexshop manyaklığıdır.

Helal sexshop mu?

Al bak adresi;

http://www.helalsexshop.com/tr/

Bakın şurada bu sexsshop ile ilgili bir haber var,


http://www.posta.com.tr/yasam/HaberDetay/-Helal-seks-shop-a-talep-patladi-.htm?ArticleID=201414

orada şöyle bir ifade geçiyor;

...........Kadınlarda ise orgazm kremi ve vajina daraltıcı kremlerin çok sattığını görüyorsunuz. Burası internet üzerinden cinsel ürünler satan bir seks shop. Özelliği İslami kurallara göre helâl olması. Bu yüzden her ürünün alkolsüz olduğu belirtiliyor.

 Alıntı; http://www.posta.com.tr/yasam/HaberDetay/-Helal-seks-shop-a-talep-patladi-.htm?ArticleID=201414

Ama o sexsshopun sahiplerinden birinin röportajta söylediği şu cümle oldukça düşündürücüdür;

- Açıkçası bu kadar tepki alacağımızı düşünmüyordum. Dindar insanlar tepki göstermiyor ama sol veya dine uzak bir sınıfa ait insanlar daha fazla tepki gösterdi. Dini kesimdeki insanlar ise bizi savundu. Biz bunun tam tersini bekliyorduk ama ben gösterilen ilgiye çok teşekkür ediyor, tepkileri de anlayışla karşılıyorum.

Alıntı;  http://www.posta.com.tr/yasam/HaberDetay/-Helal-seks-shop-a-talep-patladi-.htm?ArticleID=201414

Dindar insan tepki göstermiyor????? E göstermez tabi, zira Kur'anı sapıtmamak!!! için okumadığından, muhterem dindarların şu ayetten haberleri yoktur;

Yalan düzerek Allah'a iftira etmek için, dillerinizin uydurma nitelendirmeleriyle "Şu helaldir, şu da haramdır!" demeyin. Yalan düzerek Allah'a iftira edenler kurtulamazlar.
  NAHL 116

Hıımmmm, alkollü ürün yokmuşmuş, islami kurallara uygunmuşmuş o yüzden helalmişmiş. Ne yani protez çük'ün alkollüsü, alkolsüzü mü oluyormuş? Ne yapıyor bunlar? Bir de diyor ki, sol ve dine uzak kesim daha fazla tepki gösterdi.....  

Demek ki, o kesim dine uzak durmasına rağmen dine uygun tepki verebiliyormuş. O halde kim müslüman?

Dindar mı? yoksa dindar olmayan mı?

Ama gel gör ki, bu adamlara laf anlatamazsın. Bak ayette böyle böyle diyor diyerek önüne kanıt koysan alacağın cevap şudur;

-Ne, yoksa sen hadisi inkar mı ediyon? Bak hadiste şuna şuna haram diyor.

Atalar dini bu kazmaları çepeçevre kuşatmış bulunuyor. Bu dine düşman olan münafıklar zamanında tezgahı çok sağlam kurmuş cigerto. Mecazi manada, Kur'anın etrafına, uydurma hadisler ve çarpık ulama kitaplarını bir set gibi çevirerek insanların Kur'ana ulaşmasına engel olmuşlardır. Ama bu gün, o setler yavaş yavaş çatırdamaya başlıyor, gümbür gümbür Kur'an müminleri yetişiyor. Dolayısıyle de adamları büyük bir telaş aldı. Bakın günümüzde imamhatip liselerinin sayısını artırıyorlar. Niye ki? Herkesi imam mı yapacaklar? Ama sorsan ''efendim, çocuklarımız din eğitimi alsın'' diyeceklerdir. Halbuki yalan, amaçları Kur'andan kopmuş, atalar dinine sarılan ve böylelikle kendilerine biat eden nesiller yetiştirmektir. Din dersi bahanedir.

Neyse konuyu biraz dağıttık, şimdi konunun ana fikrine gelelim. En başından beri salat dedik, mülk dedik, bugün de bir haram helal konusuna kısaca değindik. Bak aklıma gelmişken, geçen hafta emanet konusunu anlatırken kuşlarla ilgili bir ayet vardı onu bulamadım demiştim, aha buyur;

Görmedin mi, göklerdeki ve yerdeki şuurlular da bölük bölük olmuş kuşlar da Allah'ı tespih etmektedir. Her biri kendine özgü duasını, kendine özgü tespihini bilmiştir. Allah, onların yapmakta olduklarını çok iyi bilmektedir.
   NÛR 41

O verdiğim ayetlerde cansız varlıkların tespihi ağırlıktaydı, bu ayette ise şuurlular ağırlıktadır. Hayvanların da kendince bir şuuru var ama az, ama çok ki, kuşları da olaya dahil etmiş. Her birisi Allah'ı tespih ediyor. Sanki bu kuşlarla ilgili bir ayet daha mı vardı sonu ''ama siz bilmezsiniz'' diye bitiyordu. Neyse bu da yeterlidir sanırım.

Kim Rahman'ın Zikri'ni görmezlikten gelip ondan uzaklaşırsa biz ona bir şeytanı musallat ederiz de o ona can yoldaşı olur.

Bu şeytanlar onları yoldan saptırırlar. Onlarsa kendilerinin hâlâ hidayet üzere olduklarını sanırlar.
   ZUHRÛF 36-37

Evet günümüz müslümanlarının içine düştüğü durum malesef budur. Allah'ın zikrini (KUR'ANI) görmezden gelenin ve ondan uzaklaşanın peşine bir şeytanı musallat ediyor Allah, o şeytan da bunları yoldan saptırıyor ama onlar kendilerini HİDAYET ÜZERE OLDUKLARINI SANIYORLAR.

Nas suresinden hatırlayın şeytan, İNSANDAN DA cinden de oluyordu. Bu saptıran şeytan hacı, hoca görünümlü insan şeytanlarıdır.

Mal mülk konusu ve verme mevzusu için şu çarpıcı ayeti de yazayım sonra konuyu toparlamaya çalışalım;

İşte sizler, Allah yolunda harcamaya çağırılan insanlarsınız. Ama bir kısmınız cimrilik ediyor. Oysaki, cimrilik eden kendi aleyhine cimrileşmiş olur. Allah Ganî'dir; yoksul olan sizlersiniz. Eğer yüz çevirirseniz, Allah yerinize başka bir toplum getirir. Ve onlar, sizin benzerleriniz olmazlar.
  MUHAMMED 38

Ne diyor orda? Allah yolunda HARCAMAYA/ İNFAK ETMEYE ÇAĞIRILAN insanlarsınız. Diyor ama son cümle ilginç;

Eğer yüz çevirirseniz, ALLAH YERİNİZE BAŞKA BİR TOPLUM GETİRİR.

Peki günümüzün müslüman emmileri bundan yüz çevirdiler mi çevirmediler mi? Müslüman ülkelerde yoksulluk katlanarak artmıyor mu? Kölelik (modern kölelik faizli borçlanma) katlanarak artmıyor mu?

Salatı komple namaz yaparak, infakı engelleyenler insanları nasıl bir duruma düşürdüklerinin farkında mı? Veya bu kazmaların, din diye peşinden gidenler nereye sürüklendiklerinin farkında mı?

Bak ne diyor burda?

BELED SURESİ

Rahman ve Rahim Allah’ın adıyla…

1. Yemin ederim bu kente ki, iş onların sandığı gibi değildir.

2. Sen bu kente mahremsin / bu kente gireceksin.

3. Ve doğurana ve doğurduğuna da yemin olsun ki,

4. Biz insanı gerçekten bir sıkıntı ve zorluk içinde yarattık.

5. O sanıyor mu ki, hiç kimse ona asla güç yetiremeyecektir!

6. “Yığınlarla mal telef ettim.” diyor.

7. Hiç kimsenin kendisini görmediğini sanıyor.

8. Biz ona vermedik mi iki göz,

9. Bir dil, iki dudak?

10. Kılavuzladık onu iki tepeye.

11. Akabe’ye, sarp yokuşa atılamadı o.

12. Sarp yokuşun ne olduğunu sana bildiren nedir?

13. Özgürlüğü zincirlenenin bağını çözmektir o.

14. Yahut da açlık ve perişanlık gününde doyurmaktır o,

15. Yakındaki bir yetimi,

16. Yahut ezilmiş-boynu bükük bir yoksulu.

17. Sonra da iman eden ve birbirlerine sabrı öneren, merhameti öneren kişilerden olmaktır o.

18. İşte böyleleridir uğur ve bereket dostları.

19. Bizim ayetlerimizi tanımayanlara gelince bunlar; şomluk, uğursuzluk yaranıdır.

20. Bunların üzerine, kilitlenecek bir ateş gelecektir.

İlk başlarda malı gasp edenden bahsediyor ve iki tepeye klavuzladık diyor ama o sarp yokuşa atılamadığını söylüyor.

Sarp yokuş da ne ki?

13. Özgürlüğü zincirlenenin bağını çözmektir o.

14. Yahut da açlık ve perişanlık gününde doyurmaktır o,

15. Yakındaki bir yetimi,

16. Yahut ezilmiş-boynu bükük bir yoksulu.

17. Sonra da iman eden ve birbirlerine sabrı öneren, merhameti öneren kişilerden olmaktır o.

18. İşte böyleleridir uğur ve bereket dostları.


Yani, biiiiir, köle azad etmek, ikiiiiii, açlık ve perişanlık gününde yetimi yahut ezilmiş-boynu bükük bir YOKSULU DOYURMAKTIR.

bunu uğur ve bereket dostlarının yapacağını söylüyor. Pekiii Allah'ın bu ayetini tanımazlık ettik, sırt döndük diyelim, başka deyişle sarp yokuşa atılmadık, köle azad etmedik, yoksulu doyurmadık. O zaman ne olacak?

19. Bizim ayetlerimizi tanımayanlara gelince bunlar; şomluk, uğursuzluk yaranıdır.

20. Bunların üzerine, kilitlenecek bir ateş gelecektir.

Anlaşıldı umarım mevzu.

Şimdi cigeroviçler, elimizdeki verileri toplayalım ve bir değerlendirme yapalım. Allah ısrarla mülk ve yönetiminin kendisine ait olduğunu ve diğer konularda olduğu gibi, bu konuda da ortağı bulunmadığını söylüyor. Demek ki, Allah'ın mülkünü ONUN İSTEDİĞİ ŞEKİLDE organize edeceğiz. Şu şekilde kullan diyorsa o şekilde kullanacağız. Malından ver mi diyor vereceğiz. Malı yığma mı diyor? Yığmayacağız. Haram helali ben belirlerim benim haram helal dediğimin dışındakilere haram helal diyemezsiniz mi diyor? O zaman Allah'In belirlediğinin dışında haram helal belirlemiyeceğiz yani HADDİ AŞMAYACAĞIZ. Hud suresinin ilk ayetlerinde dediği gibi Kur'anı ben açıklarım mı diyor? O zaman Kur'anın açıklamasını (tefsir) ona bırakacağız ve açıklamayı Kur'an içinden bulacağız. Buna göre de kendi kanaatlerimizi din yapmayacağız Allah'a iftira etmeyeceğiz. Böyle bir durumda ''bu benim kanaatim'' '' benim anladığım bu'' demeliyiz tabi doğruluğunu tekrar tekrar araştırmamız lazım gelir. Bu liste uzar cigerto sonuç, Allah'ın dediği gibi yaşamalıyız AMA VAHYİNDE (KUR'ANDA) DEDİĞİ GİBİ.


De ki: "İnsanların Rabbine sığınırım!
İnsanların yöneticisine, yönlendiricisine,
İnsanların ilahına;
  NAS 1-2-3

Bak orada yönetici diyor ama şu an yönetici konumunda değil. Ne oldu cümle garip geldi değil mi? Allah'ı biz başımıza yönetici yapacağız onun hükümlerine uyarsan senin yöneticin Allah'tır. Padişahı ve onun hevesine uyarsan senin melikin/ yöneticin padişahtır, şeytanın ilkelerine uyarsan senin yöneticin şeytandır. Ama gel gör ki, insanlar Allah'ı kendine melik yapmıyor hatta kendisine ilah da tanımıyor yahut, Allah ile birlikte başkalarını ilah yapıyor. Oysaki ilah, sadece Allah'tır.

Benim anladığıma göre cigertolar, Kur'anda sürekli tabiata ve tabiatta yaratılan şeylere dikkat çekiliyor. Mesela güneşe aya, hayvanlara dağlara taşlara v.b Bütün bunlar, Allah'ın yarattığı fıtrata uygun davranıyorlar yani ne için yaratılmışlarsa ona göre yaşıyorlar. Oysa ki, insan öyle değil, fıtratın dışına çıkıyor. Bize sürekli onları örnek göstermesinin sebebi, onlar nasıl fıtratlarına uyuyorsa siz de kendi fıtratınıza uyun demek istiyor olabilir. Ki zaten Rum suresi 30'da yüzümüzü fıtrata dönmemizi, Allah'ın insanı BUNA GÖRE (FITRATA) yarattığını, yarattığının yerine geçebilecek hiçbir şey olmadığını ve ŞAŞMAZ DİNİN BU DİN OLDUĞUNU (FITRAT) SÖYLÜYOR.

Tekrar başa dönecek olursak, Allah'ın Kur'anda en çok üstüne düştüğü iki konu vardır;

1-Şirk
2-Mülk

Mallarınızı aranızda haksız ve uydurma yollara baş vurarak yemeyin; bilip durduğunuz halde insanların mallarından bir kısmını günaha saparak yemek için onları yargıçlara aktarmayın.
  BAKARA 188

Ey inananlar! Mallarınızı aranızda bâtıl bir yolla/tutarsız bahanelerle yemeyin. Kendi hoşnutluğunuzla gerçekleşmiş bir ticaret olursa başka. Kendi canlarınıza kıymayın/intihar etmeyin. Hiç kuşkusuz, Allah, size karşı çok merhametlidir.
  NİSA 29

Bak burada ne diyor?

Allah'ın, kentler halkından resulüne zahmetsizce aktardığı mal ve nimetler şunlar içindir: Allah, Peygamber, yakınlar, yetimler, yoksullar, yolda kalmışlar. Bu böyle düzenlenmiştir ki, o mal ve nimetler sizden yalnız zengin olanlar arasında dönüp duran bir kudret aracı olmasın. Resul size ne verdiyse onu alın; sizi neden yasakladıysa ona son verin ve Allah'tan korkun. Hiç kuşkusuz, Allah'ın azabı çok şiddetlidir.
   HAŞR 7

O mal, yalnız zengin olanlar arasında dönüp duran bir kudret olmasın.

Ama olmuş işte, o yüzden kölelik var, o yüzden yoksulluk var. Ve o malı da genelde dini sömürerek veya dini sömürenleri kullanarak ele geçirmiyorlar mı?

Evet geçiriyorlar.

Eğer bir toplumda yardımlaşma,destekleşme ve dayanışma olsa, yoksulluk olur mu cigertolar? Kölelik olur mu?

Şu ayeti;

Ama arkalarından öyle bir nesil geldi ki; namazı yitirdiler, şehvetlere uydular. Bunlar, azgınlıklarının cezasını bulacaklardır.
   MERYEM 59

Namaz şeklinde çeviriyorlar, benim zannım buradaki salat, namaz değil de destekleşme olması lazım. Bak şu ayette de;

Kitap'tan sana vahyedileni oku! Namazı da kıl! Çünkü namaz, çirkinliklerden ve kötülüklerden alıkoyar. Elbette ki Allah'ın zikri/Kur'an'ı daha büyüktür! Allah, neler yaptığınızı biliyor.
  ANKEBUT 45

Namaz diye çevrilenin yine destekleşme olduğunu zannediyorum zira namaz kıldığı halde bütün pisliklere dalan adamların çokluğunu görüyoruz. Hani kötülüklerden korurdu? Şöyle bir durumu tasavvur edin kafanızda;

Bir toplumda yoksulluk almış başını gitmiş, yoksullaşan halkı bir de faizli ekonomiyle köle yapmışlar. O halkın yer altı, yerüstü kaynaklarını kafire peşkeş çekip halkın üretimini, ticaretini öldürmüşler. Bu durumda o beldede/ülkede görüntü nasıl olurdu?

Adam yoksul, karnı aç bu durumda çalmaktan başka seçeneği olmaz.

Adam yoksul, evlenemiyor, oralara zinanın hakim olmaması mümkün değil.

Bunu çoğaltabiliriz, tüm bunlar olduğunda orada asayiş bozulur. Adam öldürmeler, hırsızlıklar, fuhuş, tecavüz artar. Sokakta yatanlar, uyuşturucu kullananlar artar.....  Bundan dolayı da insanların birbirine güveni yıkılır ve toplumda sosyolojik anlamda kopuş başlar. Maddiyat yüzünden eğitim aksar cehalet yayılır.

Bu anlatılanlar size tanıdık geliyor mu bir yerlerden?

Peki, bu olumsuzlukları/kötülükleri namaz kılarak mı çözeriz yoksa yardımlaşmayı, destekleşmeyi yayarak mı? Yanlış anlaşılmasın Namaz yok demiyoruz ama öncelik bu taraftadır yani yardımlaşma destekleşmededir. Böylelikle Allah'In mülkünü gasp ederek, insanları yoksulluğa ve köleliğe sürükleyenlere de baş kaldırmış oluyoruz. Zaten mülk ve yönetimini ele geçirmek, Allah'a mülk ve yönetiminde ortak koşmaktır.

İnşallah mevzuyu anlatabilmişimdir cigerto. Şunu da söylemek isterim, dikkat ederseniz bizim alanımız meal ile sınırlıdır. Arapça terimler hakkında ise, duyduğumuzu söylemekten başka çaremiz yoktur. Ha onu akla ve Kur'ana danışabildiğimiz kadar danışıyoruz. Ancak alanımız kısıtlı ve hata yapma olasılığımız ise normalin biraz üzerindedir. Bu yüzdendir ki, imkanı olanlara arapçayı öğrenmelerini tavsiye ediyorum. Eğer bu ülkede kanun koyucu konumunda olsaydım, Türkiye'deki tüm Kur'an kurslarını kapatır yerine arapça kursları açardım ve herkese de kolaylık sağlardım. İmkanı olanlara acilen öneriyorum kimbilir güzel kardeşim sen gerçeği göreceksin ve bizlere anlatacaksın. Belkide Allah sana hikmeti öğretecek güzel kardeşim, imkanın varsa hemen öğren.

O, hikmeti dilediğine verir. Ve kendisine hikmet verilmiş olana çok büyük bir hayır verilmiş demektir. Gönlünü ve aklını çalıştıranlardan başkası düşünüp anlayamaz.
   BAKARA 269

Gördün mü? Kendisine hikmet verilmş olana büyük bir hayır verilmiş demektir diyor. Şunu da diyor O, hikmeti dilediğine verir.

Peki bu hikmet ne? Ve nereden bulacağız bu hikmeti?

Kur'anın içinde;

İşte bu sana ayetlerden ve hikmetlerle dolu Zikir'den okuduğumuzdur.
  ÂLİ İMRÂN 58

Yâ, Sîn.
Yemin olsun o hikmetlerle dolu Kur'an'a ki,
  YÂSÎN 1-2

Hikmetli Kur'an, demek ki, hikmet içinde. Yani doğru hüküm vermek.

Ama her şeye rağmen, şunu mealden olmasına rağmen rahatlıkla görebiliyoruz ki, mülk konusu, şirk konusu, infak, yardımlaşma, YOKSULU DOYURMA ve KÖLE AZAD ETME konuları, aşırı derecede önemli konulardır. Hatta maun suresinde salatı lanetlenenlerin, neden lanetlendiği anlatılırken, yoksulu doyurmaya özendirmediğini, yetimi itip kaktığını ve maunun (kamu hakkının) yerine ulaşmasına engel olduğunu söylüyor değil mi?

O halde, yoksulu doyurmalıyız. Köle azad etmeliyiz, Kur'anla haşır neşir olmalıyız.

Kitap'tan sana vahyedileni oku! Namazı da kıl! Çünkü namaz, çirkinliklerden ve kötülüklerden alıkoyar. Elbette ki Allah'ın zikri/Kur'an'ı daha büyüktür! Allah, neler yaptığınızı biliyor.
  ANKEBUT 45

Bakın burda Allah'ın zikri/Kur'anı daha büyüktür diyor neyden salattan. O salat, namaz ise demek ki, zikir namazdan daha büyük anlamına gelir yok eğer destekleşme ise bu sefer ondan daha büyük anlamına gelir. Zira Kur'an öğüttür, karanlıklardan aydınlığa çıkaran bir nurdur.

Ama ne diyorlar?

Kur'anı okuma! anlaşılmaz.

Peki Allah ne diyor?

Yemin olsun ki, biz, Kur'an'ı öğüt ve ibret için kolaylaştırdık. Fakat düşünen mi var?!
  KAMER 32

Bu ayet surede dört kere geçiyor.

Rabbinin yolu işte budur; dosdoğru, kıvamında... Biz öğüt alan bir topluluğa ayetleri ayrıntılı bir biçimde açıkladık.
  ENAM 126


Elif, Lâm, Râ. İşte sana o Kitap'ın ve açık anlatımlı Kur'an'ın ayetleri.
   HİCR 1

Daha böyle çok ayet var. Söylenenin tersini söylemek onu yalanlamak, inkar etmek demek değil midir? Mesela Allah var deniliyorsa sen, Allah yok dediğin zaman inkar etmiş olmuyor musun?

Peki, Kur'an anlaşılır dendiğinde, ''Kur'an anlaşılmaz '' dersen niye inkar etmiş olmayasın ki? İşte bu yobaz dinci, tarikatçı Allahsızlar, Allah'ın ayetini yalanlıyorlar.

Küfre sapıp ayetlerimizi yalanlayanlar da cehennemin dostlarıdır.
   MÂİDE 86

Yalan düzerek Allah'a iftira eden yahut onun ayetlerini yalanlayan kişiden daha zalim kim var? Şu bir gerçek ki, suçlular iflah etmezler.
  YÛNUS 17

İnkâr edip ayetlerimizi yalanlayanlara gelince, onlar için aşağılayıcı bir azap öngörülmüştür.
   HACC 57

O zaman, yapılması gereken tek şey şudur; Atalar dinin terk edip, ulema masallarını terkedip, Allah'ın zikrine, nuruna, vahyine sarılmaktır. Yoksa o ulema bozuntuları Allah yolundan alıkoyarlar.

Tekrar görüşmek üzere

sevgiler.